ARA

Saved articles

You have not yet added any article to your bookmarks!

Browse articles

Çerez Politikası

Bu web sitesi, en iyi deneyim yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanır. KVKK metinlerine ulaşmak için tıklayınız Gizlilik Politikası

5 Dakikada Şipşak İmza: Bir Sonraki Direktör Alen Markaryan mı?


Beşiktaş futbol planlamasında artık her yeni gün, bir önceki günü aratır hale geldi.

Başta futbol olmak üzere profesyonel alanlarda yapılan tercihlerin nasıl, kimler tarafından, hangi raporlarla ve hangi stratejiyle alındığını anlamak giderek zorlaşıyor. Hatta artık zorlaşmıyor; doğrudan imkânsızlaşıyor.



Serkan Reçber döneminin ardından sportif direktörlük koltuğuna Önder Özen’in getirilmesi de bu zincirin yeni halkası oldu. Elbette mesele yalnızca Önder Özen ismi değildir. Mesele, Beşiktaş’ın böylesine kritik görevlerde hâlâ kişisel kanaatlerle, dar çevre kararlarıyla ve “şipşak” reflekslerle hareket ediyor görüntüsü vermesidir.

Sayın Önder Özen’in son beş yıllık kariyer performansı ortadayken, Beşiktaş’tan gelen bu teklifi nasıl değerlendirdiği ayrı bir tartışma konusu. Fakat asıl akıl almaz olan, kulübün bu anlaşmayı iki gün gibi kısa bir sürede nasıl imza aşamasına getirdiğidir.

Üstelik UEFA final organizasyonu nedeniyle stadımızdaki çalışma alanları prosedür gereği UEFA temsilcilerine bırakılmışken; ne ara sözleşme hazırlandı, ne ara planlama görüşüldü, ne ara yöneticiler ortak akla vardı, ne ara Beşiktaş’ın futbol geleceği masaya yatırıldı?

Anlamak mümkün değil.

Daha doğrusu, anladığımız şey pek de iç açıcı değil: Bu kararın geniş katılımlı, kurumsal, sorgulanmış ve ölçülmüş bir futbol aklıyla alınmadığı çok açık görünüyor.



Ama Beşiktaş’ta iş öyle bir noktaya geldi ki insan ister istemez sormadan edemiyor:

Madem ölçüt bu kadar belirsiz, madem süreç bu kadar hızlı; bu karar alma aklıyla yarın sportif direktörlük koltuğunda Alen Markaryan’ı görsek gerçekten şaşıracak mıyız?

Bu cümle kişilere değil, Beşiktaş’ın karar alma biçimine dair bir ironidir.

Çünkü mesele artık isimlerden büyüktür.

Mesele, Beşiktaş’ın futbol aklını hâlâ kurumsallaştıramamasıdır.
Mesele, her yeni tercihte aynı plansızlığın başka bir ambalajla önümüze konmasıdır.
Mesele, profesyonellik denilen kavramın Beşiktaş’ta hâlâ kişisel ilişkiler, ani kararlar ve günü kurtarma refleksleri arasında sıkışıp kalmasıdır.



Artık sözün bittiği yerdeyiz.

Beşiktaş’ın futbol aklına, kariyer hikâyesiyle güven veren isimler kadar; karar alma süreçleriyle güven veren bir yönetim anlayışı da lazımdır.

Çünkü Beşiktaş’ın ihtiyacı beş dakikalık imzalar değil; beş yıllık, on yıllık, kurumsal bir futbol planıdır.

 

Önceki Yazı
BEŞİKTAŞ EUROLEAGUE’e KATILACAK MI?