ARA

Saved articles

You have not yet added any article to your bookmarks!

Browse articles

Çerez Politikası

Bu web sitesi, en iyi deneyim yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanır. KVKK metinlerine ulaşmak için tıklayınız Gizlilik Politikası

Tanıtım Görseli

Derbilerin Kartalı

Tribünler tıklım tıklım dolu, atmosfer muazzam. Taraftarlar, derbinin ağırlığını hissediyor ve sahadaki oyunculara bu enerjiyi yansıtıyor. Beşiktaş için büyük bir sınav; kötü gidişatı durdurmak, rakibine gözdağı vermek ve sezonun geri kalanına dair umutları taze tutmak zorunda. İşte tam da böyle bir maçta Ole Gunnar Solskjaer’in sahaya sürdüğü diziliş dikkat çekiyor.
 
Alışılmışın dışında bir hamleyle 4-4-2’ye dönüş, aslında sahada Beşiktaş’ın agresif oyun anlayışını destekleyen bir karar oldu. Rafa Silva ve João Mário’nun çift forvet oynaması, Immobile'nin kenarda kalmasını gerektirdi ki bu karar tamamen yerindeydi. Hafta içindeki yakışıksız açıklamaları sonrası Immobile'nin yedek kalması zaten kaçınılmazdı.
 
Beşiktaş maça etkili başladı, topa sahip olup rakip kaleyi yokladı ama son vuruşlarda etkili olamadı. İlk 11’e dönen Muçi, temposuyla fark yarattı. Onun sahada olması Beşiktaş’ın hızlanmasını sağladı, ancak karşılıklı ataklarla oyun dengelendi. Tam o sırada, Rafa Silvasahneye çıktı. Portekizli yıldız, şık bir vuruşla Beşiktaş’ı öne geçirdi. Bu gol, Beşiktaş’ın maça ne kadar iştahlı başladığını ve hücum planlarının işlediğini gösterdi.
 
Kısa süre sonra Galatasaray’ın 10 kişi kalması, siyah-beyazlılar için büyük bir avantajdı. Ancak futbol, bazen avantajları fırsata çevirememenin bedelini ağır ödetir. Beşiktaş tam anlamıyla oyunu eline almışken, Torreira’nın boş pozisyonda müthiş bir şut çıkarmasına kimse engel olamadı. Sezon başından beri süregelen 6 numara eksikliği, bir kez daha Beşiktaş’ın başına bela oldu. Torreira’ya o alanı kim bıraktı? Bu sorunun cevabı sahadaki büyük boşlukta yatıyor. İşte tam da böyle anlarda, Demir Ege’nin eksikliği kendini hissettiriyor.
 
Kaleci Mert Günok’un da pozisyonda önde yakalanması, haftalardır sahaya çıkmamanın etkisini gözler önüne serdi. Beşiktaş’ın üstünlük sağlayabileceği bir ilk yarıyı beraberlikle kapatması, kaçan büyük bir fırsattı. Böyle bir maçta seyircinin bu kadar sessiz kalmasına anlam veremiyorum. Tribünler hareketli değil, atmosfer beklenenden uzak.
 
İkinci yarıya Beşiktaş yine baskılı başladı. İçimden “João Mário çıksın, Semih Kılıçsoy oyuna girsin” diyorum ama kulübede hâlâ bir hareketlilik yok.
 
Dakikalar 66’yı gösterirken Gedson Fernandes’in golüyle bir kez daha öne geçtik. Golle birlikte Beşiktaş taraftarı desteğe başladı. Barış ve Masuaku’nun pozisyonu dışında iki takımın oyuncuları birbirine karşı oldukça nazikti.
 
Golden sonra Beşiktaş 3. golü atıp fişi çekme fırsatı yakaladı ancak Semih Kılıçsoy bu fırsatı değerlendiremedi. 
 
Sinan abiniz söylemişti size: İnönü’den Galatasaray’ı çıkarmadık. Türkiye’de namağlup tek şampiyon vardır, o da Beşiktaş’tır. 
 
Bu galibiyet, takımın ve taraftarın birlikteliğini yeniden perçinledi. Beşiktaş, sahada inançla mücadele ettiğinde ne kadar büyük bir güç olduğunu bir kez daha gösterdi. Taraftar da bu coşkuyu hissetmeli, her maçta bu desteği vermeli.
 
Derbiler sadece üç puanlık maçlar değildir, sezonun gidişatını belirleyen, takımlara kimlik kazandıran özel mücadelelerdir. Bugün Beşiktaş, saha içinde doğru kararlar alarak, eksiklerine rağmen büyük bir karakter ortaya koyarak bu derbiyi kazanmasını bildi. Şimdi sıra, bu mücadele ruhunu sezonun geri kalanına yaymakta. 
 
Maçtan önce Yasin Kol'un yönetimi tartışılıyordu, ancak herkesi ters köşeye yatırarak muhteşem bir performans sergiledi. Federasyon başkanının güvenini boşa çıkarmadı. Beşiktaş, hak ettiği galibiyeti alırken, ilk maçı skandal şekilde yöneten Arda Kardeşler'den de intikamını aldı. Galatasaray’a ilk mağlubiyetini tattırdı.

Önceki Yazı
Beşiktaş, Galatasaray’a acımadı! Namağlup Tek Şampiyon ünvanını korudu!
Sonraki Yazı
Beşiktaş'ın Futbol Aklı Sahada, TFF Offline!

SON EKLENENLER

Yorumlar (0)

  1. Henüz yorum yapılmamış.